Şu bozuk düzeninizi alın gidin bi zahmet yada bırakın ben gideyim siyah beyaz bir filmde saçları sarı mı yoksa beyaz mı belli olmayan tek sahnelik bir oyuncu olayım.Oynadığım en güzel rolü oynayayım.Sevdiğim beni öldürsün ve sahne bitsin ama bu sefer gözlerinin ne renk olduğu belli olmasın.
Beni uydurduğunuz kavramlarınızla boğmayın.Tahmin ve öngörülerinizi mümkünse münasip biryerlerinizde saklayınız.Saat 4 e gelirken ve balkonumda sigaramın mı yoksa ciğerimin mi yandığının ayrımına varamazken sizin uydurduğunuz tek sözcük bile beni tanımlama gücüne sahip olamaz.Kokuşmuş hayatların kokusunu bastıran son nefeslerde dahi hala biraz daha nikotin diyen bir nörolojik sistemin hangi eleştirisi rahatsız edebilir ki sizi muhesebesini yapmadan kapattığınız günün bilmem hangi lanet uykusunda.
Ay bukadar güzel görünürken güneşi göremeden yaşasam da olur.Güneşle bir problemimiz yok ama fazla ışıkta pek daha belli oluyor yüzlerinizden damlayan menfi çırpınışlarınız.Bütün gün uyusam azalır mı sizinle karşılaşma oranlarımız.
Ruhlarınızdan gelen o iğrenç kokuydu aşkı bu diyarlardan sürgüne gönderen terane.Bilmem ki şimdi hangi yüzle düşmüşsünüz peşinede hayvani ihtiyaçlarınız için aracı etmişsiniz.Kalabalık zaten yeterince kentleriniz boşuna kalabalıklaştırmayın sözlerinizi,deyiverin hayvanları utandıran emellerinizi.
Karar vereceksin bir yola çıkmadan önce,limanları mı çok seveceksin,denizleri mi,yoksa gemileri mi? Acizsen tutmaktan dümeni küfretmeyeceksin rüzgara durduk yere.Eğer gerçekten eksikse ruhunuz kirletmeyeceksiniz denizleri,yürümeyeceksiniz kaldırımlarda!Karşılaşmayacağız sokaklarda bulandırmayacaksınız midemizi henüz kusacak kadar içmemişken.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder