11 Eylül 2012 Salı

Yok


Akla inat yaşam, çöllerde üşür benim yüreğim
Titrerdik yarin gölgesi soğuk yalan sözlerinde
Yalandan severmiş seni, inanmayarak söylemiş
Bir yalanın bedeli bir genç ömür olsa iyi, verirdik
Vermekle kurtulsak canımızdan da vazgeçerdik

Ölme dedi yalan tanrıları ölme ki daha göreceklerin var
Ölme daha duyacağın dürüst sandığın "seni seviyorum"lar var.
Senin deyiminle Sahtekar ...Yok ben yakıştıramadım
Yok ben hep o gelmeyen baharı o Nisan ayları
Yok ben hepsini kutsal doğru gibi bildim

Ben senin tanrıtanımaz iki kelimenin ışığında bir gençlük
Yok ben senin Allah tan korkmaz sözlerine bir ömür
Yok ben bu yalan sevdadan bile bile hastalıklı bir ruh
Yok ben yokum artık hiç var olmamış gibi

Satılık varlıkların madeni parasıyım ben
Orospu sevdaların üşüyen kaldırım taşıyım
Yani yokum ben hiç var olmamış gibi
Tutuşan varlıklarınızın ucuz çırası gibi

Zor artık ben gitmekle de varamam ki hiçbir meskene
Yok ben unutamam ki sahtekar olanları
Hep söylediğimle kalsın bu
Yalanların ülkesinde benim doğrum en büyük Sahtekar
 Bunu yapan vicdanın karşısında benim ruhum şizofren

Bildin...
Tek doğru benim yarattığım bir sevdaydı
Ama yanlış bildin
Benim tek yarattığım yok olan bir senden ibaretmiş.

Vicdan...
Sen ne derinden sorarsın sordukların bilir mi ?
Yok benim bedduam
Allah ın bildiğine daha söz edilir mi ?

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Donup Kalmak

Şimdi seni sevmek donup kalmak
Gece uykulara hasret sabah uyanmaya sövmek hepsi bir.
Vazgeçmek ölmeye benziyor ,hastalıklı solgun
Donup kalmak seni sevmek, hayat neymiş diye sormak

Kıpırdayamayacak kadar yorgun olmak
Donup kalmak mart aylarında,çözülememek sıcak yazlarda
Sessiz sedasız kalmak,içerde bağırırken deliler gibi
Dışarda dudaklarını bile oynatamamak

Donduk kaldık,hiçbir elin sıcaklığı çözemedi buzullarımızı
Bilmiyorum tüm sevenler mi böyle
Hiç seven görmedim ne aynaya baktım ne seni gördüm
Bak adını duydum yine ,donup kaldım.




5 Haziran 2012 Salı

Özgürlük

         Dumanla bütünleşmişken ciğerleri son kez dolunayı görebilmek için uyumadı.Gece serindi belki ama cehennem yakınmış gibi sıcaklar hissediyordu teninde.Bu o çok bilmiş uzmanların bahsettiği sıcaklardan daha kavurucu sıcak yürek dalgalarıydı.

       Zordu tükenmek esaslı delikanlı bir sevdayı tüketmeden tükenmek zordu bilirler.Bilenler bilirler.Karanlıkta korkan bir çocuk ürpertisi artık yeni bir sevda patlayan bir mayın kadar şok ve sağır edici.Artık çok geç kardeşim özgürlük artık tutsağım ben bir çift yeşilin parlak parmaklıklarında.Loş ,karanlık ,rutubetli bir memleket mahpusunda özgürlükle kardeşim ben.

     Vahşi ,kapital bir eğlencenin parlak ışıklarla ısıtılmış, sigara içilen tarafta karşılaşmıştı gerçek özgürlükle.Bir şarkı mırıldanır gibi dudakları kıpırdıyordu ama mukaddes bir mabeddeymiş gibi gözleri susuyordu.Eğlenmiş gibi yapmaktansa mutlu zamanları gözünün önünden geçirip içkisini içen iki adamdan biriydi.
Adı özgürdü ama o kendi içinde çoktan penceresi bile olmayan bir zindan yaratmıştı .Biz başkaları için sigara içen genç adamlar,bilenler için masum, sevdiklerimiz için sanıktık.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Şehrin Işıkları

Şehrin ışıkları geceye fener tutuyor baktım ...
Daha aydınlık yerler var belki yürek kuytularında
Sönmemiş yangın yerleri var yansıdığı gözyaşı denizleri
Bazen gizemli bir sis var dokunulası bulutlar..

Anadoluyu taşıdık her sevda yerine,karmaşık mezopotamya
Çoban sevdalardı bizdekiler kaval tınısında
Bir o kadar kirli,tozlu ,topraklı
Böyle bakmak kurtlarla olan gece bakışmalarından mı bilinmez
Kimi sevdiysek kime baktıysak korktu...
Nedeni asi bir ırmağın çırpınan taşlarında bulurum
Anladılar bence gidelim şehrin ışıklarından
Karanlıkta da görebildiğimizi anladılar
Anladılar bence gidelim şehrin ışıklarına doğru
Gece öldüğümüzü anladılar..

Biliyorum yalancı parlak bakışlarını salacaklar üstümüze
Şehrin ışıklarını kıskandıran bakışlarını salacaklar gözlerimize
Aç bir kurtun masumiyeti ozaman tecelli edecek gecenin ayazında
Cana kasteden sevdanın pençelerine inat.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Mahkum

Mahkum olmak kaybetmekse özgürlüğünü ,
Sadece bedenler mi tutsak olur parmaklıklarda prangalarda
Gökyüzü maviyken ve güneş alabildiğine ısıtırken yaz günlerini
Ruhlar tutuklu olamaz mı kimsesizliğin sokaklarında...

Yaşadık tutsaklığıda boş laflar zannedilmesin serzenişlerimiz
Sessiz sedasız gençlikler hediye ettik cezasızlığın yoklamalarında
Suçumuz düşünmekti özgürdük yüreklerimizin derinliklerinde
Şimdi yürek yoklamaları var şuçluyuz düşüncesizliklerimizden.

Hiç yargılanmadık mahemelerde veya idda makamının okuduğu suçlarımız yoktu
Müebbet bir sizsizliğe mahkum edildik arabesk gecelerde
Hiç üşümedik zindanlarda sıcak yatağımızda üşüdüğümüz kadar
Müebbet bir sizsizliğe mahkum edildik hür sandığımız geleceğimizde.

27 Mart 2012 Salı

Yine

Eskiden dinlediğim anlam ifade etmeyen ezgiler
Bugün ne kadar anlamlı bir bilsen
Evet bir bilsen bir gidişin nasıl adım adım
Hiç olmamış gibilerden bir yokoluşa sebebiyetini...

Helal olsun sen ve senin gibilere ne kadar da kolay
Silaha dokunmadan savaş suçları işlemek yüreklerimizde..
Biliyoruz ki tanımasaydık sizleri
Yine yokluğunuza sevdalı olacaktık

18 Mart 2012 Pazar

Resim

Söyleyeceklerim okadar fazla belki saat yarımı vurduğunda
Beklediğimden daha çetin geçiyor savaşlar yüreğimin meydanlarında
Sessizliğim bişeyler anlatıyor belki suskun kalanlara
En ilahi duyguları sıradanlıklarla değişenler sağır hep bize.

Sana bir aşkın masumiyetinin intihar yerinden sesleniyorum
Yere kanıyla çizilmiş bir resim ve bir isim bırakan arkasından
Geçen bir yıl gelecek yılların giriş cümlesi olmuşken
Sevgiye oruçlu dudaklarımdan dökülür sarhoş mırıltıları...

Ben şimdi hiçkimsenin bilmediği bir dilde mırıldanıyorum
Yokluğunu,yoksunluğumu ve seni ne kadar sevdiğimi
Ben bile anlamıyorum neler olup bittiğini
Gidişin mutluluğa değil güzel görünen bir resme doğru bilmelisin.
 

20 Şubat 2012 Pazartesi

KÜL

Herkes birşeylerin etkisinde kalırken ben senin etkinde ,
Ve insanlar hep akılalmaz birşeylerin yetkisinde
Kabul ettiğim tek krallık aşkın babadan oğula geçen saltanatı
Belki bende özgür olabilirm ne dersin zey

Kırabilirim belki pırangalarımı bir haziran gecesi
Kelepçelere uygun anahtarlar bulurum boncuk anahtarlıklı
Ama yok zey yok
Çok mühim bir deneyin ortasındayız bilimin karanlığında
Bir külün kaç kere ard arda yanabileceğine bakıyoruz...

1 Şubat 2012 Çarşamba

Sokaktaki Oyun

Çocuk kaldık hayata nasıl bişey olduğunu bilmeden
Bak herkes büyümüş epey kararlar vermiş
Biz yine geç kaldık sokaktaki oyuna
Hala oyun sanarken koşuşturmaları hissiz kaldık
Gerçek ve bir o kadar da sahtekar doğruların karşısında

Bir büyücünün kehanetiydi çocuk kalmak
Konuşulanları anlamak ama nedense anlamlandıramamak
Biricik duyguları kendinden bi adım önde gitmiş arkadaşım
Geç kaldık oyun başlamış herkes saklanmış
Hayat geçen seneki pantolonlar kadar kısa artık.

19 Ocak 2012 Perşembe

Bir An

Beni buna mecbur eden imkansız anlar
Bahar kokan kar taneleri ve doğduğun ay
Zaman giderek hırçınlaşırken üzerimizde
Öldüğüm günü iyi biliyorum devamı kar,

Gel diye herşeyi yapardım belki o yüzden hiçbirşey yapmadım
Suskunluğum herşeyi yapabileceğimin ispatıdır
Her an bir daha doğdurmayacakken güneşi
Sabah güneşli diye vakitsiz uyanışlara sövmemek gibi

Bana bir gün versinler geçmiş zamanlar ülkesinden
Yada bir an
Yakalamak için amaçsız soğuk dolaşmalaımda kazanılamayan
Bir çift gözün sabahtan çok ışıldadğı bir an
Belki ozaman gerçek bir gün doğar gece ölür