Kimsin
Var mı adından başka söyleyebileceğin
Sus
Söyleme adını kalsın bilinmezlerde
Belli mi olur benimle anılır belki bir gün
Gözlerim eskiyor gecede
Kimbilir belki değer bir an gözlerine
Kalk
Gitmemiz gerek bu kentlerden
Deniz yanıyor ki bu hep olurdu deme
Ellerim yanıyor galiba ellerin olmadan
Denize sadece dokundum belki.
Biliyorum
Yoksun aslında sen
Her geçen gün garipleşen zihnimin
Akılalmaz bir oyunu bu
Konuş
Varlığını ispatlayamazsın ben yokken
Bensizliğe attığın her adımın adresi
Yok oluşlar durağı
26 Temmuz 2011 Salı
17 Temmuz 2011 Pazar
Eksik Ruhlar
Şu bozuk düzeninizi alın gidin bi zahmet yada bırakın ben gideyim siyah beyaz bir filmde saçları sarı mı yoksa beyaz mı belli olmayan tek sahnelik bir oyuncu olayım.Oynadığım en güzel rolü oynayayım.Sevdiğim beni öldürsün ve sahne bitsin ama bu sefer gözlerinin ne renk olduğu belli olmasın.
Beni uydurduğunuz kavramlarınızla boğmayın.Tahmin ve öngörülerinizi mümkünse münasip biryerlerinizde saklayınız.Saat 4 e gelirken ve balkonumda sigaramın mı yoksa ciğerimin mi yandığının ayrımına varamazken sizin uydurduğunuz tek sözcük bile beni tanımlama gücüne sahip olamaz.Kokuşmuş hayatların kokusunu bastıran son nefeslerde dahi hala biraz daha nikotin diyen bir nörolojik sistemin hangi eleştirisi rahatsız edebilir ki sizi muhesebesini yapmadan kapattığınız günün bilmem hangi lanet uykusunda.
Ay bukadar güzel görünürken güneşi göremeden yaşasam da olur.Güneşle bir problemimiz yok ama fazla ışıkta pek daha belli oluyor yüzlerinizden damlayan menfi çırpınışlarınız.Bütün gün uyusam azalır mı sizinle karşılaşma oranlarımız.
Ruhlarınızdan gelen o iğrenç kokuydu aşkı bu diyarlardan sürgüne gönderen terane.Bilmem ki şimdi hangi yüzle düşmüşsünüz peşinede hayvani ihtiyaçlarınız için aracı etmişsiniz.Kalabalık zaten yeterince kentleriniz boşuna kalabalıklaştırmayın sözlerinizi,deyiverin hayvanları utandıran emellerinizi.
Karar vereceksin bir yola çıkmadan önce,limanları mı çok seveceksin,denizleri mi,yoksa gemileri mi? Acizsen tutmaktan dümeni küfretmeyeceksin rüzgara durduk yere.Eğer gerçekten eksikse ruhunuz kirletmeyeceksiniz denizleri,yürümeyeceksiniz kaldırımlarda!Karşılaşmayacağız sokaklarda bulandırmayacaksınız midemizi henüz kusacak kadar içmemişken.
Beni uydurduğunuz kavramlarınızla boğmayın.Tahmin ve öngörülerinizi mümkünse münasip biryerlerinizde saklayınız.Saat 4 e gelirken ve balkonumda sigaramın mı yoksa ciğerimin mi yandığının ayrımına varamazken sizin uydurduğunuz tek sözcük bile beni tanımlama gücüne sahip olamaz.Kokuşmuş hayatların kokusunu bastıran son nefeslerde dahi hala biraz daha nikotin diyen bir nörolojik sistemin hangi eleştirisi rahatsız edebilir ki sizi muhesebesini yapmadan kapattığınız günün bilmem hangi lanet uykusunda.
Ay bukadar güzel görünürken güneşi göremeden yaşasam da olur.Güneşle bir problemimiz yok ama fazla ışıkta pek daha belli oluyor yüzlerinizden damlayan menfi çırpınışlarınız.Bütün gün uyusam azalır mı sizinle karşılaşma oranlarımız.
Ruhlarınızdan gelen o iğrenç kokuydu aşkı bu diyarlardan sürgüne gönderen terane.Bilmem ki şimdi hangi yüzle düşmüşsünüz peşinede hayvani ihtiyaçlarınız için aracı etmişsiniz.Kalabalık zaten yeterince kentleriniz boşuna kalabalıklaştırmayın sözlerinizi,deyiverin hayvanları utandıran emellerinizi.
Karar vereceksin bir yola çıkmadan önce,limanları mı çok seveceksin,denizleri mi,yoksa gemileri mi? Acizsen tutmaktan dümeni küfretmeyeceksin rüzgara durduk yere.Eğer gerçekten eksikse ruhunuz kirletmeyeceksiniz denizleri,yürümeyeceksiniz kaldırımlarda!Karşılaşmayacağız sokaklarda bulandırmayacaksınız midemizi henüz kusacak kadar içmemişken.
16 Temmuz 2011 Cumartesi
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Film
film gibi yaşadık hayatı
kısa metraj bayık metraj farketmedi
hep baş rol oynadık figüran perdeleri
unuttuk repliklerimizi
yönetmensiz bir başyapıt.
senaryosu sağlam
tek kişilik galası var bu filmin
altın ödülleri var...
yandı salon koptu film
negatifleri kayıp...
kısa metraj bayık metraj farketmedi
hep baş rol oynadık figüran perdeleri
unuttuk repliklerimizi
yönetmensiz bir başyapıt.
senaryosu sağlam
tek kişilik galası var bu filmin
altın ödülleri var...
yandı salon koptu film
negatifleri kayıp...
Rapunzel
Boşuna sarı saçlarını uzatma Rapunzel,
Artık bulutları delen gökdelenler var,
Bir prens gelip tırmanır sanma rapunzel,
Artık ne de olsa asansörler var.
Sevgide yok artık rapunzel emek de,
Vazgeçmek de kolay olmuş ihanette..
Hatta bir bakmıssın.....
Hayatın en acımasız sahnesindesin
Evveli yoktu ki rapunzel devamıda olsun
Tohumu neyse artık meyveside odur
Ne zaman başladı ki bir sonu olsun ?
Yolu yarılamıştım aslında yaklaşıyordum
Ama bitlenmiş saçların Rapunzel
EREZ
Artık bulutları delen gökdelenler var,
Bir prens gelip tırmanır sanma rapunzel,
Artık ne de olsa asansörler var.
Sevgide yok artık rapunzel emek de,
Vazgeçmek de kolay olmuş ihanette..
Hatta bir bakmıssın.....
Hayatın en acımasız sahnesindesin
Evveli yoktu ki rapunzel devamıda olsun
Tohumu neyse artık meyveside odur
Ne zaman başladı ki bir sonu olsun ?
Yolu yarılamıştım aslında yaklaşıyordum
Ama bitlenmiş saçların Rapunzel
EREZ
4 Temmuz 2011 Pazartesi
Ruhun Evrimi -1
Evrilirken bize neyin kaldığını görebilmek lazım ki bir sonraki salgında hangi hastalıklardan muzdarip olacağımızı önceden daha net kestirebilelim.Ruhun evrimi bambaşkadır esasında!Bir et parçasının milyonlarca defa büyütülmüş hallerinden daha da başka.
Doğarken başlar ruhun evrimi ki bu ne bir başlangıçtır ne de bir son. Hiçbir zaman kontrol edemeyeceği bir enerjinin sahibi olmak bu parçacıkları ziyadesiyle şımartıyor olsa gerek.Değişimi sağlayan patlamaların açığa çıkması sanırım saniyelerle bile ölçülemeyecek kadar kısa zaman dilimlerine sığdırılabilir.Belkide bu yaklaşım sadece içinde bulunduğumuz hayatı algılayış biçimimizden ötürü ortaya çıktı.Eğer bir başka pencereden bakmak istersek ruhun beden gibi zaman eksenlerinde evrilmediğinden de söz edebiliriz.
Belirli parçalanmalar veya birleşimler yaratan bu enerji karmaşası içerisinde bedenin bu kadar az etkiyle kurtulabilmesi şüphesiz ki zaman eksenine körü körüne bağlanan bu et parçalarının materyal algı sarhoşluklarından ileri gelmektedir.
Doğarken başlar ruhun evrimi ki bu ne bir başlangıçtır ne de bir son. Hiçbir zaman kontrol edemeyeceği bir enerjinin sahibi olmak bu parçacıkları ziyadesiyle şımartıyor olsa gerek.Değişimi sağlayan patlamaların açığa çıkması sanırım saniyelerle bile ölçülemeyecek kadar kısa zaman dilimlerine sığdırılabilir.Belkide bu yaklaşım sadece içinde bulunduğumuz hayatı algılayış biçimimizden ötürü ortaya çıktı.Eğer bir başka pencereden bakmak istersek ruhun beden gibi zaman eksenlerinde evrilmediğinden de söz edebiliriz.
Belirli parçalanmalar veya birleşimler yaratan bu enerji karmaşası içerisinde bedenin bu kadar az etkiyle kurtulabilmesi şüphesiz ki zaman eksenine körü körüne bağlanan bu et parçalarının materyal algı sarhoşluklarından ileri gelmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)